Gündem Haber

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri
#BizBizeYeteriz Türkiyem! Korona yaz 8119'a gönder 10 TL bağışta bulun

Yeni ‘Sykes Picot’ planı suya düştü!

Yeni ‘Sykes Picot’ planı suya düştü!
30 Kasım 2019 - 15:33

Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan Dolmabahçe Anlaşması, Akdeniz’deki dengeleri yerinden oynattı. Dünyanın tepkisini çeken anlaşma ile Sevilla haritası ile bölgede sıkıştırılmaya çalışılan Türkiye, haritaların o olmadan çizilmeyeceğini gösterdi.

Meşru sınırlarımız ilan edildi

Türkiye, Akdeniz’deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve MEB sınırlandırılmalarının yapılması açısından stratejik önem taşıyan Libya’da Halife Hafter yerine BM’nin tanıdığı Fayiz el-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni meşru kabul etmiştir. Türkiye’nin bu konudaki yerinde kararı Dolmabahçe anlaşması ile kendisini göstermiştir.

Uluslararası arenada tepki ile karşılanan anlaşma, BM tarafından meşru kabul edilen bir hükümet ile yapıldığı için üzerindeki tartışmaları ortadan kaldırmıştır.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Feyaz el-Serrac ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Doğu Akdeniz’de haritaların çizildiği masayı deviren Türkiye, bu anlaşma ile Akdeniz’in batısındaki meşru sınırlarını dünyaya ilan etti. Anlaşmaya göre;

– Türkiye ve Libya arasında oluşturulan deniz yetki alanı şeridi, Yunanistan’ın bölgedeki faaliyetlerine yönelik bir set oluşturdu.

– Sevilla Haritası ile 41.000 km2’lik bir alana sıkıştırılmaya çalışılan Türkiye’nin alanı genişledi.

– Anlaşma ile Yunanistan’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması yapmasının önüne geçildi.

– Belirlenen alanda petrol ve doğalgaz arama ve sondaj ruhsatlandırmasında Türkiye ve Libya söz sahibi oldu.

– Girit’in güneyinden geçen hat ile Yunanistan‘ın bölgedeki söz hakkı ortadan kalktı.

Türkiye tarihinde bir ilk

Uluslararası hukuka göre belirlenen deniz yetki alanının batı sınırı ile birlikte Türkiye ilk defa kıyıdaş bir devlet ile deniz yetki sınırlandırma anlaşması imzalamış oldu

Hukuki işlemlerin tamamlandığı anlaşma TBMM’de onaylandıktan sonra Birleşmiş Milletler’e bildirilecek.

Bundan 9 yıl önce başlamıştı

Libya’nın Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmalarına hazır olduğunu duyurması sonrasında 29 Kasım 2010’da dönemin başbakanı Cumhurbaşkanı Erdoğan Libya’ya gitti. Bu tarihten itibaren anlaşma hazırlıklarına başlayan iki ülke arasındaki ilişkiler bölgede yaşanan olaylar ile kesintiye uğradı.

ABD himayesindeki İsrail ve BAE’nin stratejileri sebebiyle krize sürüklenen Libya 2011’deki iş savaş ve ardından 2019 yılında darbeci Halife Hafter’in Trablus’a saldırısı ile karşı karşıya kaldı.

Türkiye ile yakınlaştığında çatışmanın içine sürüklenen Libya, Akdeniz’de meşru haklarını korumak için Türkiye ile ilişkilerini geliştirme kararı aldı.

Tarihi anlaşma ise, Ulusal Mutabakat Hükümeti‘nin Türkiye’nin desteği ile Hafter’i bölgede yenmesinin hemen sonrasında gerçekleşti.

Yunanistan’ın Libya planı suya düştü

Yunanistan, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yetki alanını sınırlandırmak amacıyla Meis adasını esas alarak Girit-Rodos-Meis ve Kıbrıs hattının güneyinde kalan bölgelerde Türkiye’nin meşru hakkını gasp etmeyi amaçlamaktadır.

Bu politika yönünde diplomatik girişimlerde bulunan Yunanistan, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge kavramları üzerinden istediği haritayı çizebilmek için Mısır ve Libya ile çok sayıda görüşme gerçekleştirdi. 7 Mart 2006’da Libya ile müzakerelere başladığını duyuran Yunanistan, bu hamlelerden bir sonuç elde edememiştir. Zira yapılmaya çalışılan anlaşma Libya’nın daha az bir MEB alanına sahip olması sonucunu doğuracaktı.

ABD Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo, Rum lider Nikos Anastasiades, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve Yunanistan eski Başbakanı Aleksis Çipras (20 Mart 2019)

ABD, Yunanistan, Fransa ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin pek çok ortak toplantı gerçekleştirerek oluşturmaya çalıştıkları “Yeni Sykes Picot” projesinde Türkiye set çekti. Çünkü Libya, denizde komşusu olan Türkiye ile masaya oturmayı tercih etti.

Nedret Ersanel: Girit meselesi gündeme getirilmeli

Ülke TV’de Faruk Aksoy’un hazırladığı Haber Servisi programına konuk olan Yeni Şafak gazetesi yazarı Nedret Ersanel Türkiye-Libya arasındaki anlaşma ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Ersanel, Türkiye’nin Akdeniz’deki faaliyetleri ile ilgili Rusya’nın bakış açısına değinerek “Rusya bizi destekliyor. Üç asırdır Akdeniz’e inme rüyası gören Rusya sonunda bunu başardı. Bunu başarabilmesi ve devam ettirebilmesi için Türkiye’yi desteklemesi ve küstürmemesi gerekiyor” dedi.

Girit meselesi ile ilgili açıklamalarda bulunan Ersanel, “Uluslararası hukuk açısından Girit’in 2/3’si bizimdir. Bu kama onun da girizgahı olsun” dedi. Ersanel, “Kimsenin bu konuda itirazı yok ama konjonktür müsait değildir diyerek bunu gündemden uzak tutmaya çalıştılar” ifadelerinde bulundu.

Türkiye’nin hakkı 189.000 km2

145.000 km2’lik bir MEB alanına sahip olan Türkiye’nin uluslararası prensipler göz önüne alındığında bu alanın 189.000 km2’ye çıktığı görülmektedir. Doğu Akdeniz’deki durumda Anadolu ve Afrika kıtası sahilleri arasındaki hattın esas alınarak, hattın kuzeyinde kalan Kıbrıs ve Yunan adalarının Anadolu sahillerinin önünü kapatması sebebiyle Türkiye’nin denize açılımını engellemesi sebebiyle, non-encroachment/coğrafyanın üstünlüğü ile kapatmama prensibine uyularak, bu adaların sadece karasuları kadar yetki alanına sahip olması gerekmektedir.

bodrum escort