Gündem Haber

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri
#BizBizeYeteriz Türkiyem! Korona yaz 8119'a gönder 10 TL bağışta bulun

Köşe yazarlarından özel bankalara tepki!

Koronavirüs salgınının ekonomiye etkileri küçümsenmeyecek kadar yüksek, böyle bir süreçte herkes elini taşın altına koyarken özel bankalar vantadaşa ve iş dünyasına destek vermekten kaçıyor. Hem vatandaşlardan hem de hükümetten gelen çağrılara sessiz kalan bankalara bir tepki de köşe yazarlarından geldi.

Köşe yazarlarından özel bankalara tepki!
16 Nisan 2020 - 19:36

Koronavirüs salgını sonrası özel bankaların tutumu tartışılmaya devam ediyor. Bu zorlu süreçte herkes el ele vermişken kenarda durmayı seçen özel bankalara tepkiler de her geçen gün büyüyor. Özelikle kredi kanallarını kapatmasıyla tartışmaların odağında olan özel bankalara köşe yazarlarından da dikkat çeken tepkiler geldi. Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Yeni Şafak yazarı Levent Yılmaz ve Star yazarı Ersoy Dede köşelerinden özel bankalara tepki gösterdi…

AHMET HAKAN: ÖZEL BANKALARA ÇAĞRIMDIR: JANJANLI REKLAM YAPIN AMA MİLLETİN DERDİNE DE DEVA OLUN

Özel bankalarımız, şu salgın sürecinde…

Afili, janjanlı reklam filmleri yapma konusunda maşallah pek mahirler.

Reklamlara bakıyoruz:

Güzel görüntüler, etkileyici müzikler…

Ve tok bir ses, “Milletçe bu işin üstesinden geleceğiz” türü bir mesaj sarkıtıyor.

“Milletçe bu işin üstesinden geleceğiz” diyorlar ama milletçe bu işin üstesinden gelebilmemiz için parmaklarını bile kıpırdatmıyorlar.

“Büyük bir felaket var, biz de kârımızdan azıcık fedakârlık edelim, taşın altına biz de elimizi koyalım” demiyorlar.

Ne fedakârlığı! Ne taşı! Ne eli!

Gayet normal sayılabilecek işlemlerde bile alabildiğine anlayışsızlar.

Hazine ve Maliye Bakanı da sürekli söyledi, sürekli söylüyor.

Şu süreçte bırakın millete minnacık bir omuz vermeyi…

Mevduatını bozdurana bile fahiş maliyetler çıkarıyorlar.

Şu süreçte bırakın millete herhangi bir ekstra katkı sağlamayı…

Kredisini yapılandırmak isteyene bile kapıları kapatıyorlar.

Özel bankalarımıza çağrımdır: Janjanlı reklamlarınızın kuru gürültüden ibaret olarak kalmasını istemiyorsanız… Bir şeyler yapmanız şart.

LEVENT YILMAZ: ÖZEL BANKALARDAN NE İSTİYORUZ?

Önce Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak “Özel bankaların takındığı tavır bizi fazlasıyla üzmektedir” dedi. Sonra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Mehmet Ali Akben özel bankaları kast ederek “Tüm bankalarımızı müşteri odaklı davranmaya, kredi kanallarını açık tutmaya, kurumumuz ve sektör birlikleri tarafından alınan kararlara uymaya davet ediyorum” diye açıklama yaptı. Ve nihayet Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Özel bankalar bu süreçte hiç de iyi bir imtihan vermiyorlar. Ülkemizin ve milletimizin içinden geçtiği bu zor dönemde özel bankaların da üzerlerine düşeni yapmasını bekliyoruz” diye konuştu. Peki özel bankalardan ne istiyoruz?

BANKACILIK KAMUSAL BİR GÖREVDİR

Bu köşede Türkiye’deki bankacılık anlayışı ve politikaları ile özel bankaların izlediği stratejilere ilişkin sayısız eleştirel yazılar yazdım. Hatta bir dönem bazı kamu bankası politikalarına ilişkin yanlış ve/veya eksik bulduğum konuları da ifade ettim. Bankacılık sektörü ve sektörün aktörlerini yakından takip eden birisi olarak sürecin her aşamasını izledim ve izlemeye de devam ediyorum. O yüzden rahatlıkla ifade edebilirim ki özel bankaların bu dönemde takındığı tavır yeni değil. Ekonominin her sıkıştığı dönemde müşterilerini yüz üste bırakmayı alışkanlık haline getirmiş bir yapıdan bahsediyoruz. Tıpkı 2018 Ağustos’undaki kur atağının ardından olduğu gibi Covid-19 salgını ile ortaya çıkan ekonomik ortamda da özel bankalar bir köşeye saklanmayı tercih ettiler. Oysa bankacılık kamusal bir görevdir. Yani kamu sermayeli veya özel sermayeli banka ayrımı olmaksızın her ikisi de kamusal bir işlevi yerine getirmek üzere faaliyet gösteren anonim şirketlerdir. O yüzden düzenleme ve denetleme otoritesi özel bankalara mevduat toplama ve kredi kullandırma gibi imtiyazlar sağlar. Özetle özel bankalar kamusal bir ihtiyacı yerine getirmek için imtiyaz almış olan yapılardır.

ÖZEL BANKALAR ZARAR ETSİN DİYEN VAR MI?

İşletmelerin temel motivasyonu kârdır. Bankalar da kâr amacı ile çalışır. Bunu çok iyi biliyorum. Ben dahil hiç kimsenin bankaların kâr etmesine karşı olduğunu zannetmiyorum. Ancak benim esas karşı olduğum özel bankaların kâr elde etme şekli. Yani bir taraftan kredi kanallarını kapatıp kamusal görevini yerine getirmezken veya aksatırken diğer yandan faiz dışı gelirlerdeki astronomik rakamlarla kâr elde eden bir bankacılık yapısının Türkiye ekonomisinin gerçekleri ile örtüşmediğini ifade etmeye çalışıyorum. Böylesi bir bankacılık anlayışı hem bankaların kendilerine tanınan imtiyazla hem de etik kurallarla örtüşmüyor.

ÖZEL BANKALARDAN İSTENEN NE?

Aslında özel bankalardan isteğimiz çok basit. İyi zamanlarda banka kârlarını artıran müşterilerini kötü zamanlarda desteklemeleri. Bunu yaparken de zarar etmelerine gerek yok. Kamu bankalarının bilançolarına bakarsanız hem işlevini gereğince yerine getirdiğini hem de kâr ettiğini görürsünüz. Riskli dönemlerde daha hassas hareket etmelerini anlayabiliriz. Ancak bankacılık özünde risk yönetimidir, riskten kaçmak değildir. Kaldı ki kullandırdıkları kredilere ilişkin olarak taşıdıkları riskin büyük bir bölümünü üstlenen hazine destekli kredi kefaletleri ekonomi yönetimi tarafından kendilerine defalarca sunuldu. Onlardan istenen çok basit: Kendilerine tanınan imtiyazın karşılığı olarak ihtiyaç duyulan dönemde ekonomi yönetiminin sunduğu imkanları müşterilerine aktarmak.

Bundan 150 yıl önce yazar Mark Twain şöyle demiş: “Bankalar size güneşli havada şemsiye verir, yağmur yağınca da geri ister.” Maalesef bankaların bugün de tavırlarında değişen bir şey yok sanki. Banka şubeleri ve işlemlerini bankacılık uygulamaları ile akıllı telefonlarımıza taşıyarak teknolojik olarak kendinizi yenilemiş olabilirsiniz. Oysa lüks şubeler ve akıllı plazalarla süslediğiniz bankacılık anlayışınız hala 150 yıl önceki ile aynı.

ERSOY DEDE: KIŞI GEÇİRİRİZ DE YEDİĞİMİZ AYAZI UNUTMAYIZ

Koronavirüsle mücadelenin ilk gününden beri Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın, gerek tasarruf ve mevduat sahiplerini gerekse sektör temsilcilerini rahatlatacak adımları arka arkaya nasıl attığını görüyorsunuz değil mi? Özellikle kamu bankaları üzerinden sağlanan kolaylıklar, bir paket yetmediğinde açıklanan ilave tedbir paketleri ortada. Ve kamu bankaları bu süreçte, değil elini gövdesini taşın altına koyarak topyekün mücadeleye azami oranda katkı sunmanın gayretinde. Peki ya özel bankalar?!..

İşadamlarının şikayetlerini okuyunca kanım dondu. İnanamadım. Bazı işadamı dostlarımı arayıp teyit aldım. Özel bankaların; esnafa, sanayiciye, üreticiye, kobilere çektirdiği eziyet, anlatılacak gibi değil..

Başkan Erdoğan ilan edince, “Ekonomik istikrar paketi”ne destek sözü veren bankalar, iş icraata geldiğinde yan çiziyor. İşadamları, likit sorununu çözmek için kapılarını çaldıkları bankaların karşılarına çıkardıkları tabloya isyan ediyor. Haklılar. 10 milyon krediye 100 milyonluk yani tam 10 kat teminat isteyen bankalar var. Parayı vermemek için tapu, ipotek, yüksek teminat taleplerinin yanısıra yüksek faizlerle de krediden vazgeçirme yolları aranıyor. Bir işadamı dostum, 3-6 ay öteleme taahhüdüne rağmen, yapılandırma bile alamadıklarını söylüyor. Ya da yapılandırma için yüzde 17’ye kadar faiz talep ettiklerini. Şu anda bazı işadamlarının kapılarına icralar gitmeye başladı bile..

Şu kadarını söyleyeyim. Bugünler geçecek. Biz her seferinde olduğu gibi bunu da atlatacağız. Bu kış geçecek ama yediğimiz ayazı da unutmayacağız.