Gündem Haber

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri
#BizBizeYeteriz Türkiyem! Korona yaz 8119'a gönder 10 TL bağışta bulun

Trump’ın yeni seçim yatırımı

Trump’ın yeni seçim yatırımı
02 Eylül 2020 - 13:38

ABD’nin Kıbrıs Rum Kesimi’ne uyguladığı ambargonun kaldırılması konusu uluslararası gündemin en önemli maddelerinden biri oldu. Özellikle Doğu Akdeniz’deki Yunanistan’ın sebep olduğu gerilim nedeniyle Avrupa’nın müdahale mesajları vermesi sonrasında ABD’nin nasıl bir tavır takınacağı merak konusu olurken, bugün açıklanan ambargonun kaldırılması meselesi “ABD Yunanistan ve GKRY’nin tarafını mı tutuyor?” sorularını da beraberinde getirdi.

ABD Dışişleri’nin konuya ilişkin yaptığı açıklamada Pompeo’nun Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades ile görüştüğü ve kararla ilgili bilgilendirildiği ifadesine yer verilirken yasağın kaldırılmasına ilişkin “2021 mali yılı için Silah Düzenlemesinde Uluslararası Trafik kapsamında kontrol altında bulunan öldürücü olmayan silahların ihracat, sevkiyat ve ithal edilmesine yönelik kısıtlamalar geçici olarak kaldırılacaktır.” ifadesine yer verildi. ABD ambargosunun kaldırılmasına ilişkin Haber7.com’a değerlendirmede bulunan Prof.Dr. Ata Atun ve Türkiye Gazetesi Yazarı Batuhan Yaşar Washington-Atina-Lefkoşa hattında yaşananları analiz etti.

ABD AMBARGOSU VE TARİHÇESİ

Prof.Dr. Ata Atun konuya ilşkin yaptığı değerlendirmede ABD ambargosunun tarihçesine değindi. Rum yönetiminin özellikle illegal, yasa dışı yöntemlerleri kendine gelir kapısı haline getirmesi nedeniye böyle bir uygulamanın hayata geçirildiğine dikkat çekti:

“ABD’nin Rum tarafına koyduğu ambargo, ölümcül olmayan silah ambargosuydu bunun adı aslında. Yani insanlara zarar vermeyen, ölümüne neden olmayan silahların satılmamasıyla ilgiliydi. Bunun da nedeni Rum tarafının kara para aklaması, insan kaçakçılığı, beyaz kanın ticareti ve uyuşturucu kaçakçılığı yapmasıydı. Bütün bunlardan bu ambargoyu uygulayarak Rumlara bir şekilde aba altından sopa göstermişti ABD. “Sen bunlardan vazgeçer, bütçeni AB’ye doğru bir şekilde bildirirsen, Rusların, oligarkların paralarını aklamaktan vazgeçersen, narkotik ve insan ticaretini durdurursan ben bunu kaldırırım” şeklinde koymuştu bunu ABD yönetimi.”

KONTROL ALTINDAKİ RUM YÖNETİMİ

Rum yönetimine uygulanan ambargonun kaldırılmasını, Güney tarafının uyguladığı illegal faaliyetleri denetim altına alınması olarak değerlendiren Atun, Ambargonun kaldırılmasında Doğu Akdeniz ve Adalar bölgesinde yaşanan Türkiye-Yunanistan sürtüşmesinin de etkili olduğunu ifade etti:

“2011 yılındaki ekonomik krizden sonra AB Rum tarafının bütün bütçesini kontrol altına alacak bir komisyon kurdu. Duyunu Umumiye benzeri Avrupa’nın denetimine giren Osmanlı Devleti gibi bütün maliyesinin kontrol edildiği bir sistem kurdu Rum tarafı üzerinde AB. Ondan sonra kara para aklamaya son verildi, off shore bankalar denetim altına alındı, kapatıldı. İnsan kaçaklığında hala olaylar yaşanmaya devam etse de bu da azaltıldı. Uyuşturucu konusunda da tamamen ABD’nin, CIA’nın denetimi altına girdiler. Bütün bu düzenlemeler olduktan sonra ABD bu ambargoyu kaldırdı. Bu ambargonun kaldırılmasında Doğu Akdeniz’deki Türkiye-Yunanistan sürtüşmesi de etkili oldu.”

AMBARGONUN KALDIRILMASINDA BIDEN ETKİSİ

ABD’nin bu kararının arkasında Joe Biden ile ilgili de ilginç bir gerçeklik olduğuna değinen Prof. Dr. Atun şunları söyledi:

“1975 yılında ABD Türkiye’ye Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle ambargo koymasının nedenleri arasında Joe Biden ve Menendez yer alıyor. Menendez’in girişimleri ve Joe Biden’ın baskılarıyla bu ambargo bir şekilde kalkmış oldu. Türkiye ile Yunanistan arasındaki sürtüşmeden dolayı diye direkt olarak söylemek mümkün değil. Tamamen Rum tarafının denetim altına girmesi nedeniyle kalkmış oldu.”

TRUMP İÇİN SEÇİM YATIRIMI

Biden konusundaki bu durumu fırsata çevirmek için harekete geçen ABD Başkanı Donald Trump, elini kuvvetlendirmek adına hemen seçim arefesinde bu adımları attığını söyleyen Atun şunları söyledi:

“Trump açısından bakıldığında bu konuyu bir seçim yatırımı olarak değerlendirmek mümkün. Joe Biden 1972’lere geri gittiğimizde, California’daki Yunan ve Ermeni lobisi tarafından ortaya çıkartılan, desteklenen bir adaydı-nitekim kazandı da. O kendisini Rum gibi hissettiğini defalarca dile getirmiş, soyadının “Bidenopulos” olduğunu ifade etmiştir. Şimdi Trump özellikle Rum ve Ermeni oylarını almak için -ki California’da çok etkili bir lobidir- danışmanları tarafından yönlendirildiği ve böyle bir adım attığının inancındayım. Trump’ın bu tür yollara sapacağını çok da düşünmüyorum ama seçim ortamında oldukları için her yolun mübah olduğunu düşündükleri kanaatindeyim.” 

YUNANİSTAN’DAN DESTEK İMAJI VERMEK İSTİYOR

Ata Atun konunun bir de Atina boyutu bulunduğunu ifade ederen, Yunan tarafının ABD’nin bu hamlesini, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşısında destek olarak yansıtmaya çalıştığını belirtti:

“Bu konuda Madalyonun bir de diğer yüzü var. Türkiye ile Yunanistan arasındaki krizden dolayı Yunan Başbakanı Miçotakis ve Rum tarafının Başbakanı Anastasiadis kapı kapı dolaşıyor. Bütün ülkelerden yardım istiyorlar, ittifak istiyorlar. Kendi başlarına Türkiye ile mücadele edemeyeceklerini çok iyi bildiklerinden destek arıyorlar. Tabii ki ABD’den de. İlk çaldıkları kapı oydu. ABD bu konuda, bu aşamada vermek istediği mesaj: “Biz Rum tarafına uyguladığımız ambargoyu kaldırıyoruz ve bu  da bir şekilde destek verdiğimiz yönünde algılanabilir.” Bu mesajı vermek istediler. “

YUNANİSTAN’IN EKONOMİK BATAKLIĞI

Yunanistan’ın bir destek arayışında olduğunu ifade eden Atun, bu noktadaAtina’nın Türkiye karşısında hem ekonomik hem de teknik açıdan yetersiz olduğuna dikkat çekti. Atun Yunanistan’ın mevut borçlarının 2100 yılına kadar ödenmesinin güç olduğunu ifade etti:

“Şunu da ilave etmekte fayda var. AB’nin içindeki aklıselim ülkeler İspanya, İtalya, Almanya gibi; bunlar Yunanistan’ın durumunu çok iyi biliyorlar. Yunanistan 2060’a kadar ödemek koşuluyla borçlanmıştı AB’ye. Şimdi ekonomisi o kadar kötü, o kadar berbat ki borçlarını 2100 yılına kadar ödeyemeyeceği iddia edilmektedir. AB’deki ekonomistlerin öngörüsü bu.”

“YUNANİSTAN’IN TÜRKİYE İLE SAVAŞMA OLANAĞI YOK”

Atun, Doğu Akdeniz ve Adalar çevresinde yaşanan gerilimli ilişkiler için de, Atina’nın Türkiye ile bir savaşa giremeyeceğini, tekniki yetersizliklerden ötürü donanma ve hava kuvvetlerinin çökmüş vaziyette olduğunu söyledi.

“Bu yüzden Yunanistan’ın Türkiye ile savaşma olanağı yok. Mümkün değil. Donanması zaten 20 yaş üzerindedir. Gemilerde 25 yaştan sonra ticari gemilerin seyir yapması yasaktır. 25 yaş üzerinde seyir yapan gemilerden de olağanüstü vergiler alınır. Bir aracın yol vergisi 5 bin liraysa 25 yaşından fazla olan araçlardan 50 bin lira alınır gibi düşünmek gerek. Bu kadar kritik bir bölgede donanma tamamen çökmüş vaziyette. Keza Hava Kuvvetleri’nin de hiçbir gücü yoktur. Atina da bunun farkındadır. Bu yüzden kapı kapı dolaşıp destek arıyor. Türkiye’den bir şeyler koparmaya çalışıyorlar. Türkiye’nin haklı olduğunu biliyorlar, Ege’deki haklarını da Türkiye yasal olarak alacaktır. Zaten Türkiye Yunanistan’a Lahey’e gidip Dünya Adalet Mahkemesi’nde sorunu çözme önerisinde bulunuyor. Rum tarafı istemiyor, gitmiyor. “ben bu işi Dünya Denizcilik Teşkilatı’nın koyduğu kurallarla, 1982 Deniz Hukuku’nun açık kapılarıyla çözmeye niyetliyim” diyor. Bu nedenle bu ambargonun kaldırılması bu dönemde de ABD’nin Yunanistan’a bir desteği gibi algılanmasını sağlandığını düşünüyorum.” 

“AVRUPA İLE SENKRONİZE HAREKET”

Türkiye Gazetesi yazarı Batuhan Yaşar da ABD’nin Avrupa ile uyumlu olarak, senkronize bir destek sağladığını, Rum yönetimi üzerinden Yunanistan’ı desteklediğini belirtti. Yaşar şunları söyledi:

“Burada ABD’nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü senkronize hareketten bahsetmek gerek. Bir taraftan da Yunanistan Lozan’a aykırı olmasına rağmen ABD’ye Ege’de deniz üssü açtı. Bu ilk adımdı. Ardından AB’nin kayıtsız şartsız Yunanistan’ı destekleyeceğiz açıklamasını sözden öte eyleme dönüştürememesi, ardından da ABD’den gelen Rum kesimine yönelik ambargonun kalkmasını üçlü bir hamle olarak değerlendirmeliyiz. Bunlar olacaktır. Çok da şaşırtıcı değil. Bir taraftan Rum kesimine yönelik böyle bir hamle aslında Türkiye’nin hem Doğu Akdeniz’de hem de petrol sahası bölgelerinde elini zayıflatmaya yönelik adımlar olarak bakılabilir. Fakat burada gözardı edilmemesi gereken bir nokta var. Türkiye eski Türkiye değil. Güçlü bir ülke, bütün bunları karşılayabilecek bir ülke.”

“GÖLGE OYUNLARIYLA GELEN ÜLKELER”

Yaşar sözlerine şu şekilde devam etti:

“Öyle umulurdu ki stratejik ortağımız, NATO’dan sıra arkadaşımız ABD, bu hareketi, bu hamleyi yapmasaydı keşke. Ancak bu işler keşkelerle olmuyor.. Bakıldığı zaman karşımızda artık kukla kullanmayan ve gölge oyunlarıyla gelen ülkeler çıkıyor. Üzülecek bir durum olmadığını söyleyebiliriz. Türkiye bütün bunların hepsine karşı koyabilecek durum ve güçte. Ama bakıldığı zaman AB’nin hamlesinden sonra ABD’den gelen bu adım aslında şaşırtıcı olmadı. Bu ikisini bir ve senkronize görmek gerek.”

OY KAZANMA HAMLESİ

Batuhan Yaşar, seçim öncesinde yapılan bu hamlenin Trump’ın Rum ve Ermeni lobilerinden oy kazanmak için yapıldığına işaret etti:

“Bu hamleyi Trump’ın oy kazanmak için yaptığı bir hamle olarak görmek mümkün. Türkiye kamuoyunda ABD’deki güçlü lobiler arasında yalnızca Yahudilerin lobileri bilinir. Ancak öyle değil. Rum ve Ermeni lobileri en az Yahudi lobileri kadar güçlüd ve söz sahibidir ABD’de. Dolayısıyla kongre ve senatodaki bu gücü gözardı etmememiz lazım. Bunları unutmamlıyız. Diğer taraftan da Türkiye’nin bu lobi faaliyetlerine çok ciddi bir şekilde eğilmesi lazım. Bu işler yalnızca Büyükelçilikler ile yapılacak işler değil. Bütün STK’ların da elini taşın altına koyması lazım.”

“LOBİ FAALİYETLERİ GÜÇLENDİRİLMELİ”

Türkiye’nin de lobi faaliyetlerini güçlendirmesi gerektiğine dikkat çeken Yaşar “Sadece ABD’de değil, Paris, Londra, Brüksel, Berlin ve AB başkenlerinde Türkiye’nin gücünü gösterecek hamlelere ihtiyaç var. Eskiden darbe öncesinde buralar FETÖ’nün elindeydi. Dış güçlere hizmet için kullanıldığı ortaya çıktı bunların. FETÖ’nün elinden alındıktan sonra buralar vakıflar, okullar, Yunus Emre Vakfı, Maarif Vakfı vasıtasıyla okullar yeniden açıldı. Ancak bunlar da yetmez. Bütün STK’ların herkesin el birliği içinde Türkiye’nin uluslararası arenadaki lobi faaliyetlerine özellikle de ABD’de ve Avrupa’daki faaliyetlerinin desteklenmesi lazım.” dedi.

 

Haber7- Enes Taha Ersen​​