Gayrimenkul bilgi platformu Endeksa, Türkiye genelindeki imarsız arazi piyasasına yönelik güncel fiyat hareketlerini içeren araştırma verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan verilere göre, özellikle Covid-19 salgını (pandemi) döneminde yoğun talep görerek yıldızı parlayan konut imarsız arazi fiyatlarında reel düşüş eğilimi resmi olarak başladı. 2021 yılının Ocak ayından itibaren geçen süreçte yaklaşık 10 katlık bir artış performansına imza atan arazi fiyatlarının, son bir yıllık döngüde artış hızını büyük ölçüde kaybettiği ve ulusal enflasyon verilerinin altında kaldığı saptandı.
Türkiye’nin nüfus ve ekonomik açıdan en büyük merkezleri olan İstanbul, Ankara ve İzmir’de imarsız arazi fiyatlarında yaşanan yıllık artışlar, Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) gerisinde kalarak yatırımcısını enflasyona karşı koruyamadı. Son bir yıllık veriler dikkate alındığında imarsız arazi fiyatları; İstanbul’da yüzde 20,38, İzmir’de yüzde 12,61 ve Ankara’da ise yüzde 8,04 oranında sınırlı bir artış gösterdi. Bu oranlar, metropollerdeki arazi yatırımlarının reel olarak değer kaybettiğini ortaya koydu.
Yıllık bazda yüzde 32,37 seviyesinde gerçekleşen Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile kıyaslandığında, Türkiye genelindeki ortalama arazi fiyat artışı yüzde 14,67 seviyesinde kalarak zayıf bir performans sergiledi. İl bazında gerçekleştirilen derinlemesine analizlerde, Türkiye genelindeki 81 il arasından yalnızca 9 ilde arazi fiyat artış hızının yıllık enflasyon oranını aşmayı başardığı görüldü. Geri kalan tüm illerde imarsız arazi yatırımları enflasyon karşısında eridi.
Türkiye Gazetesi’nde yer alan Endeksa verilerine göre, yıllık enflasyon eşiğini aşarak yatırımcısına reel getiri sunabilen 9 il, ortalama metrekare fiyatları ve yıllık değişim yüzdeleriyle birlikte şu şekilde sıralandı:
Yüzde 60 barajının üzerine çıkan Diyarbakır ve Kırşehir, enflasyonun en fazla üzerinde getiri sağlayan ilk iki şehir olarak listenin zirvesine yerleşti. Batı Anadolu bölgesinden listeye girmeyi başaran tek il ise yüzde 39,86’lık artışıyla Uşak oldu.
Piyasadaki bu durgunluk ve ivme kaybına ilişkin değerlendirmelerde bulunan gayrimenkul sektörü temsilcileri, imarsız arazilerin konut nitelikli taşınmazlar gibi düzenli bir kira geliri üretmediğine dikkat çekiyor. Aynı zamanda arazinin hızlıca nakde çevrilemeyen, likit gücü zayıf bir yatırım aracı olması da talebi sınırlayan unsurlar arasında gösteriliyor. Güncel piyasa koşullarında öne çıkan yüksek faiz ortamı ve altın fiyatlarında gözlenen hızlı yukarı yönlü hareketlerin, yatırımcı ilgisini araziden kopararak bu alternatif finansal alanlara kaydırdığı ve imarsız toprağa olan talebi kayda değer oranda azalttığı belirtiliyor.