Eğitim Bir-Sen İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı Mükremin KÖSE İstanbul Bağcılar’daki Arif Nihat Asya İlkokulu’nda görev yapan Aytaç Demir’in ceza almasına tepki gösterdi.
Mükremin KÖSE Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada;İstanbul Bağcılar’daki Arif Nihat Asya İlkokulu’nda görev yapan, öğrencilerine Allah sevgisini, güzel ahlâkı, doğruluğu, dürüstlüğü, vatan ve millet sevgisini anlatan idealist bir sınıf öğretmeni.
İslam’ı sevdirmek, millî ve manevi değerleri yaşatmak suç mu? Güzel ahlâkı öğretmek ne zamandan beri ağır disiplin soruşturmasının konusu oldu dedi.
Mükremin KÖSE Sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şu şekilde;
Bir çocuğun kalbine Allah sevgisini, ruhuna Peygamber Efendimizin muhabbetini, hayatına güzel ahlakı, merhameti ve edebi nakşetmeye çalışan idealist bir öğretmen…
Aytaç Demir Hoca’nın suçu ne? Çocuklara Allah’ı hatırlatmak, Peygamberimizin güzel ahlakını anlatmak, iyiliği ve doğruluğu öğütlemek mi?
Öğrencileriyle paylaştığı dinî içerikler nedeniyle çeşitli yayın organları ve marjinal gruplar tarafından hedef alınan Aytaç Hoca hakkında soruşturma kapsamında ;kademe ilerlemesinin durdurulması, görev yeri değişikliği, geri göreve gönderilme ,
muacipli ders uygulanması cezası,
savcılığa suç duyurusunda bulunulması gibi yaptırımlarla sonuçlandı.
Şimdi sormak gerekiyor: Bir öğretmenin çocuklara Allah sevgisini anlatması neden rahatsızlık vesilesi, manevi değerleri yaşatmaya çalışması neden cezalandırma konusu olsun?
Bu topraklarda ezanla büyüyen, duasıyla evladını okula uğurlayan, evladının hem bilgili hem ahlaklı hem de vicdanlı bir insan olması için Rabbine el açan milyonlarca anne babanın beklentisi yok mu? Ailelerin çocuklarının yalnızca akademik başarılarını değil, güzel ahlakla yetişmelerini istemeye hakkı yok mu?
Çocuklara matematik öğretmek kadar doğruluğu, merhameti ve kul hakkını anlatmak da kıymetlidir. Akla hitap eden bilgi kadar kalbe dokunan ahlak da eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Çünkü istikbalimizi emanet edeceğimiz nesillerin yalnızca zihinlerini değil, gönüllerini de imar etmek zorundayız.
Bir öğretmenin tahtaya yazdığı kelimeler silinebilir; fakat bir çocuğun kalbine işlediği iyilik, ömür boyu yaşayabilir. Bir çocuğa Allah sevgisini, Peygamber muhabbetini, dürüstlüğü ve merhameti aşılamak; onun hayatına bırakılabilecek en kıymetli miraslardan biridir.
Aytaç Hoca’nın yaşadıkları üzerinden daha büyük bir soruyu konuşmalıyız: İnancını özgürce yaşayabilen ama onu dile getirdiğinde hedef hâline gelen bir eğitimciye hangi adaletten söz edeceğiz?
Biz, öğretmenlerimizin ideolojik baskılarla değil, emekleriyle anıldığı; inancın aşağılanmadığı, manevi değerlerin hor görülmediği; hukukun ve hakkaniyetin herkes için eşit işlediği bir eğitim iklimi istiyoruz.
Aytaç Demir Hoca’nın şahsında, inancı ve manevi değerleri nedeniyle haksızlığa uğradığını düşünen bütün eğitimcilerin sesi duyulmalıdır. Aytaç Hoca’ya verilen cezalar, yalnızca bir öğretmeni değil; evlatlarının Allah sevgisiyle, güzel ahlakla ve manevi değerlerle yetişmesini isteyen nice velinin, bu değerleri yaşatmaya çalışan eğitimcilerin ve vicdan sahibi herkesin yüreğini yaralamıştır. Çünkü mesele, bir öğretmene verilen cezadan ibaret değildir; çocuklarımızın gönül dünyasına dokunmanın, onlara iyiliği, merhameti ve Rabbimizi anlatmanın nasıl karşılandığı meselesidir. Bir öğretmenin öğrencilerine Allah’ı anlatması vicdanları yaralayan bir cezaya değil, hakkaniyetle değerlendirilmesi gereken bir anlayışa konu olmalıdır.
Unutulmasın: Bir neslin kalbine Allah sevgisini, diline güzel sözü, hayatına ahlakı yerleştirmek suç değil; büyük bir sorumluluktur.
Aytaç Hoca yalnız değildir. İnancını, değerlerini ve mesleki onurunu koruyan, haksızlığa uğrayan eğitimcilerin yanındayız.