Fuhuş ağı kurmakla suçlanan ve 2019 yılında kaldığı hücrede ölü bulunan Jeffrey Epstein’e ilişkin belgeler, ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan son dosyalarda, Epstein’in kurbanlarını dünyanın dört bir yanına taşırken Stansted Havalimanı’ndaki özel terminalleri bir “vize boşluğu” olarak kullandığı görülüyor. E-postalara göre, özellikle Rusya, Letonya ve Litvanya’dan getirilen kadınlar, İngiltere vizesine ihtiyaç duymadan Stansted’de uçak değiştirerek doğrudan ABD’ye gönderiliyordu.

Dosyalardaki 30 Kasım 2012 tarihli bir yazışmada, Epstein’in ekibi İngiliz göçmenlik bürosuyla yapılan bir anlaşmayı gösteriyor. ABD vizesi olan bir Rus vatandaşı, havalimanı mülkünden ayrılmadığı sürece İngiltere vizesine ihtiyaç duymadan jetler arası transfer yapabiliyor. E-postada, Paris’ten gelen Falcon jetinden inen bir kadının, ABD’ye gidecek Boeing uçağına (Lolita Express) transferinin sadece 5 dakika süreceği vurgulanıyor.

Epstein’in Stansted’i tercih etmesinin bir diğer nedeni ise maliyetler. Sızan belgelerde, Epstein’in Stansted’deki yakıt fiyatlarının Paris’teki Charles de Gaulle veya Le Bourget havalimanlarına göre çok daha ucuz olmasından dolayı “övündüğü” görülüyor.

Essex Polisi, sızan bilgilerin ardından Stansted Havalimanı üzerinden yapılan özel uçuşları “değerlendirmeye” aldığını duyurdu. Böylece Epstein davasıyla ilgili soruşturma başlatan birim sayısı dörde yükseldi:

Eski Başbakan Gordon Brown, Epstein’in “Lolita Express” olarak bilinen Boeing 727 uçağının 1990’lar ile 2018 arasında İngiliz havalimanlarına 90 kez iniş-kalkış yaptığını iddia etti. Brown, bu uçuşların 15’inin Epstein’in 2008’deki çocuk fuhuşu mahkumiyetinden sonra gerçekleştiğine dikkat çekerek yetkililerin bu trafiğe nasıl göz yumduğunu sorguladı.

Havalimanı sözcüsü, özel jetlerin bağımsız terminallerden operasyon yürüttüğünü, tüm göçmenlik kontrollerinin doğrudan Sınır Gücü (Border Force) tarafından yapıldığını ve havalimanı yönetiminin yolcu listeleri üzerinde herhangi bir yetkisi olmadığını savundu.
Epstein dosyalarının İngiltere ayağındaki karanlık tablo, yargı ve emniyet birimlerinin radarına giren üç kritik isim üzerinden şekilleniyor. Bu isimlerin başında, Epstein’e hassas hükümet bilgilerini sızdırdığı iddiasıyla hakkında resmen ceza soruşturması başlatılan eski Bakan Peter Mandelson geliyor. Öte yandan, kraliyet ailesinin tartışmalı ismi Andrew Mountbatten-Windsor hakkındaki iddialar da ciddiyetini koruyor; gizli raporları paylaştığı ve cinsel istismar olaylarına göz yumduğu yönündeki suçlamalar nedeniyle kapsamlı bir polis incelemesi titizlikle yürütülüyor. Skandalın operasyonel ayağında ise, kurbanlara yönelik cinsel kaçakçılık ve işkence suçlarından suçlu bulunarak halihazırda hükümlü statüsünde olan Ghislaine Maxwell, tüm bu ağın merkezindeki en kilit figür olarak kalmaya devam ediyor.
