Cenevre’de ABD ile İran arasında gerçekleştirilen görüşmelerden barış sinyalleri alındıktan yalnızca bir gün sonra dikkat çekici bir iddia gündeme geldi. Amerikan haber platformu Axios, Orta Doğu’daki tansiyonu zirveye taşıyabilecek bir analiz yayımladı.
Haberde, ismi açıklanmayan kaynaklara dayandırılan bilgilere göre ABD’nin İran ile “çoğu Amerikalının fark ettiğinden çok daha yakın” bir savaşın eşiğinde olduğu öne sürüldü. İddialara göre planlanan operasyon, sınırlı bir hava saldırısından ibaret olmayacak; haftalarca sürebilecek “tam teşekküllü” bir askeri harekât senaryosu masada bulunuyor
Haberde yer alan askeri lojistik veriler, hazırlığın boyutunu gözler önüne seriyor. Son dönemde 150’den fazla ABD askeri kargo uçağı bölgeye mühimmat ve silah sistemi taşıdı ve sadece son 24 saat içinde F-35, F-22 ve F-16 tipi 50 savaş uçağı daha Orta Doğu’daki üslere doğru yola çıktı.
Saldırının muhtemelen bir “ABD-İsrail ortak operasyonu” şeklinde icra edileceği öngörülüyor.
İsrailli yetkililere dayandırılan bilgilere göre Tel Aviv, bu savaşı İran’ın nükleer ve füze programlarını tamamen yok etmek için bir fırsat olarak görüyor. İsrail hükümetinin masasında üç ana hedef var:
Trump’ın üst düzey bir danışmanı, saldırının önümüzdeki birkaç hafta içinde gerçekleşme ihtimalini %90 olarak nitelendirdi. Bazı Washington kaynakları lojistik hazırlıklar için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu savunsa da, İsrail’in “günler içinde” başlayacak bir senaryoya göre tetikte beklediği belirtiliyor.
ABD ve İran arasındaki gerilim, Trump yönetiminin nükleer tesisleri hedef alan “maksimum baskı” stratejisiyle son yılların en kritik seviyesine ulaştı. Haziran ayında patlak veren ve 12 gün süren yoğun çatışmalar; karşılıklı füze saldırıları, nükleer bilim insanlarının suikastları ve stratejik tesislere yönelik hava operasyonlarıyla bölgesel bir savaşın eşiğine gelindiğini gösterdi. 24 Haziran’da Trump’ın duyurduğu ateşkesle sıcak çatışma süreci resmen sona erse de geride ağır bir bilanço kaldı: İran tarafında 600’den fazla can kaybı ve nükleer kapasitede ciddi gerileme yaşanırken, İsrail cephesinde ise savunma maliyetlerinin 10 milyar dolara yaklaştığı ve sivil altyapının büyük hasar aldığı görüldü.
Ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen, bölgedeki kırılgan dengeler ve karşılıklı tehditler varlığını korumaya devam ediyor. Tahran yönetimi nükleer kapasitesini bir “savunma kalkanı” olarak niteleyip geri adım atmayacağını yinelerken, ABD’nin bölgeye yeni savaş filoları sevk etmesi ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi tansiyonu diri tutuyor. Küresel enerji piyasalarını ve uluslararası diplomasiyi doğrudan etkileyen bu süreç, askeri yığınakların artmasıyla her an yeni bir çatışma dalgasına gebe olan, son derece riskli bir “soğuk savaş” evresine evrilmiş durumda.